Cuma, Ağustos 12, 2005

Universiade 2005 - İzmir Açılış Töreninin ardından


Üniversite olimpiyatlarının açılışı nasıl olacak, dolacak mı derken dün akşam İzmir Atatürk Standında tören gerçekleşti. Yetersiz reklâm ve tanıtım sebebiyle dolmayacak düşüncesinden dolayı gider kapıdan bilet alırız diyordum. Yanılmışım. Biletler açılış gününden iki gün önce bitmiş de haberimiz bile olmamış. Yerel ve ulusal medyada biletler ve satıldığı yerler yeterince duyurulmamıştı ama araştırmacı İzmirliler kaynağı bulmuş anlaşılan.
Son ana bırakılan hazırlıklar nedeniyle İzmirliler olarak bu organizasyondan çok şüpheliydik. Kolay değil kırk yılda bir(tam rakam 35 yıl) böyle kapsamlı bir organizasyon yapma fırsatımız olmuş.İyi değerlendirmek istiyorduk.İzmir Formula 1 için de Türkiye’den ilk aday şehirdi.Sonra birden İstanbul arkasından Antalya ve diğerleri çıkıverdi.Tabi senelerdir İzmir’in bahtsız kaderini değiştirmek konusunda zayıf kalan İzmir siyasileri yine kaybetti ve F1 İstanbul’a nasip oluyor.
Hiç değilse bu organizasyon iyi geçse diyordu bütün İzmirli. Neyse korkulan olmadı.
Açılış törenini televizyondan izlemek zorunda kaldım iç çekerek. Gerçekten beklediğimden iyi bir açılıştı.Stadın tam dolması da çok hoştu.
Anadolu topraklarındaki medeniyetlerin Devlet Opera ve Balesi ekipleri ve yerel dernek sanatçılarıyla sanatsal anlatımı bilindik bir hazırlıktı. Stad zeminine yerleştirilen 100 metre enli görüntü yansıtıcı iyi bir fikirdi fakat gösteriyi yerinde izleyen arkadaşlardan aldığım bilgiye göre yansıtılan medeniyet resimleri stattaki seyirciler tarafından pek görülememiş.
Yere yansıtılan Türkiye haritası üzerinde bölgelerin tanıtımı planlanmış. Benim belki de İzmirli oluşumdan en çok Efelerin halk oyunu hoşuma gitti. Fakat maalesef bu oyun çok kısa sürdü. Bunun aksine Kırkpınar güreşlerinin canlandırıldığı gösteri gereğinden fazla uzun sürdü. Ayrıca pehlivan kılığındaki baletlerin danslarındaki estetiğe de bir anlam veremedim. Bir de Mehter takımının müziği her zamanki gibi çok coşkuluydu. Karedeniz dansları da kayda değerdi doğrusu. Ama en güzel düşünülmüş kısım Semah gösterisiydi. Hele o dev etekleri ile göğe yükselen semazen fikri çok güzeldi.
Genel olarak geçit törenindeki klasik müzik dahil açılış töreninin müzikleri yanlış seçilmişti bence. Televizyondan kötü geldiğini düşündüğüm ses düzeninin statta da memnun edici olmadığını gidenlerden öğrendim.
Dikkatimi çeken bir konu da Anadolu’daki medeniyetleri sergilemek aklına gelen kişiler günümüz Türkiye Cumhuriyeti ve kurucusu Atatürk’ü neden unuttular acaba! Atatürk’ün ne bir resmi ne de bir sözü kullanılmış. Çağdaş Türkiye ve Atatürk’e gösteride yer verilmemesi bence büyük bir eksiklikti.
Bütün bu eleştirilerime rağmen canlı bombaların kol gezdiği bir dönemde 50.000 den fazla bir seyirci ile yapılan bu görkemli açılış töreni ben ve İzmirlilerin yüzünü güldürdü.
Umarım çoğu gündüz saatlerinde yapılan müsabakalar da açılış töreni kadar seyirci bulur.
Universiade2005 ve açılış törenin fotoğraflarını http://www.ferhan.name.tr/ den görebilirsiniz.

Pazar, Ağustos 07, 2005

Kariyerinizi olumsuz etkileyebilecek 10 hata

Yetenekli, hırslı ve teknik deneyime sahip olabilirsiniz; ancak başarılı bir profesyonel olmak için sadece işi bilmek, deneyim sahibi, hırslı ve yetenekli olmak yetmiyor.
Etkileyiciliğinizdeki ufak pürüzler iş yaşantınızda size pahalıya mal olabilir. “Anadolu Hayat” internet sitesinde, çalışanları bu konuda uyararak, kariyerinizi olumsuz etkileyebilecek 10 hata hakkında bilgi ve öneriler veriyor.

HEYECAN BELİRTİLERİ
Saçınızla ya da üzerinizdeki takılarla oynamak, ayaklarınızı otururken sallamak, ayaktayken yere vurmak gibi hareketler size heyecanını kontrol edemeyen bir kişi görünümü verir.
Öneri: Otururken ayaklarınızın tabanını yere bitişik koyun ve ellerinizi kucağınızda ve rahat bir konumda tutun. Saçınız gözlerinize düşerse, zarif bir hareketle kulağınızın arkasına atın ve saçınızla kesinlikle oynamayın.
KABA HAREKETLER
Sık sık argo kullanmak, uygunsuz fıkralar anlatmak, iş arkadaşlarınıza komik olduğunuzu düşündürebilir; ama size itici bir izlenim de verebilir. Patronunuz ise firmayı temsil edecek ciddiyete ve olgunluğa sahip olmadığınızı düşünecektir.
Öneri: Küfürlere ve fıkralara son verin, sağlık problemlerinizden de sadece doktorun ofisinde söz edin. Sevgiliniz ise iş ortamı için uygun bir konu değildir.
GECİKMELER
İşe ve toplantılara sürekli geç kalmak saygısızlık olarak görülür ve patronunuzun, iş arkadaşlarınızın öfkelerini üzerinize çeker. Bu davranışınız “Kendimden başka hiç kimseyi ve hiç bir şeyi umusamıyorum” havasını yaratır.
Öneri: Bir yere zamanında ulaşmanız için gerekli olan zamanı hesaplarken gerçekçi olun. Kendinize 20 dakikalık bir avans verin. Beklerken sıkılıyorsanız, yanınızda yapacak işler bulundurun. Bazı durumlarda, beklemek bekletmekten daha iyidir.
GEREKSİZ YERE SAVUNMAYA GEÇMEK
Eleştiriler karşısında mazeretler uydurmak ya da ters cevaplar vermek; sinirli ve ters bir insan olduğunuz izlenimini yaratır. Bu tür bir davranış, patronunuzla aranızda bir uçurum yaratabilir; çünkü kavgacı bir tavır sergilediğinizde, patronunuz sizinle konuşmaktan rahatsızlık duyabilir. Ayrıca haklı eleştirilere ters tepkiler veren bir kişinin, kendisiyle barışık bir insan olmadığı düşünülür.
Öneri: Yaptıklarınızın sorumluluğunu yüklenmeyi bilin. Sözlerinizle kimseye saldırmayın. Surat asmak yerine gülümseyin. Gülümseme her kapıyı açar.
İŞLERİ AĞIRDAN ALMAK
İşlerinizi bitirebilecek olmanıza rağmen ağırdan almanız, yeteneksiz biri olduğunuz izlenimini yaratır. Bunun nedeni mükemmeliyetçi olmanız olabilir; ancak ‘işleri neden sürekli ertelediğiniz’ sorusu, diğerlerinin kafasında, tembel olduğunuz ya da bitirebilecek güce sahip olmadığınız cevabını getirebilecektir. Psikologlara göre; işi ağırdan alanlar, risk almaktan korkuyor ve büyük ihtimalle bu yüzden hatalar yapıyorlar; bu kişilerdeki başarısızlık korkusu, işe bir an önce başlamalarını engelliyor, bu nedenle de hiçbir iş vaktinde sonuçlanmıyor ve işler birikiyor.
Öneri: Büyük görevleri ufak ve hata payı daha düşük parçalara bölün ve her gün bir parçayı belirli bir zamanda bitirin. Mükemmele ulaşmanın kolay olmadığını hatırlayarak biraz rahat edin. Unutmayın, bir işi hızlı yapmak kadar doğru yapmak da önemli.
UNUTKANLIK
İsimleri, telefon numaralarını ve iş teslim tarihlerini unutmanız; bunları fazla önemsemediğinizi ya da aşırı derecede unutkan bir kişi olduğunuzu düşündürecektir. Unutkanlığınız, patronunuz üzerinde düzensiz, ilgisiz ve yeteneksiz bir kişi olduğunuz izlenimini bırakır. Bu durum da yükselmenize engel olacaktır.
Öneri: Tanışma anlarında, insanlar kendilerini tanıtırken onları dikkatle dinleyin ve yüzlerini inceleyip isimlerini tekrar edin. Eğer uygunsa kartvizitlerini isteyin. Randevuları ve tarihleri aklınızda tutmak için günlük bir “yapılacaklar listesi” çıkartın ve yanınızda taşıyın. Diğer işlere geçmeden önce, bitirdiğiniz her işin üstünü çizin.
YEMEK YERKEN TELEFONDA KONUŞMAK
İşinizin yoğunluğundan dolayı yemek yiyemediyseniz ve çalışırken bir şeyler atıştırmak zorunda kaldıysanız bile asla telefon konuşmalarınız sırasında atıştırmayın ya da ağzınızda bir şey varken telefonu almayın. Bu durum size çok laubali bir görünüm verecektir.
Öneri: Masanızda yemek yemek zorunda kalırsanız, asistanınıza 20 dakika için telefon alamayacağınızı söyleyebilir ya da gelen telefonları telesekretere kaydebilirsiniz. Yemek yedikten sonra diş temizliğini de sakın unutmayın.
ÖNCELİKLERİ BELİRLEYEMEME
Bitirilmesi gereken bir işe asılmak yerine dikkatinizi başka şeylere vererek işleri yarım bırakmanız, öncelikleri göremediğiniz anlamına gelir. Yaptığınız işlerin hem sayısı hem kalitesi düşecektir. İş hayatında yükselmeyi önemsiyorsanız; yerine getirmeniz gereken görevler için zamanında, yeterli çaba ve emeği göstermeye dikkat edin.
Öneri: Günün 2 - 3 saatini en öncelikli işlere, örneğin başka bir işe başlamadan önce bitirmeniz gereken projelere ayırın. Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin ve konsantre olun. Konsantrasyon, yapacağınız işlerde hata yapma riskinizi en aza düşürür.
YAZIM HATALARI
İş hayatında yazım hataları, önemsiz gibi görünse de aksine önemlidir. Notlarda, iş mektuplarında ve özgeçmişlerde yaptığınız yazım hataları; özensiz ve dikkatsiz bir kişi olarak görünmenize neden olur, detaylara verdiğiniz önem konusunda da kuşku uyandırır.
Öneri: Dökümanları yazdırmadan önce yazım hatalarını mutlaka kontrol edin, yazdıklarınızın üzerinden dikkatle geçin ve bir arkadaşınıza da kontrol ettirin.
OLGUN OLMAYAN TAVIRLAR
Sempati kazanmak için takındığınız ‘genç’ tavırlar arada sırada hoşa gidebilir; ancak antipati kazanmanıza da neden olabilir. Yaşınızdan genç davranmak güvenilirliğinizi yok edebilir.
Öneri: Psikologların uyarısına göre; eğer bir yetişkin gibi davranmazsanız, size bir yetişkinmişsiniz gibi davranılmaz.
Kaynak : Ntvmsnbc.com ve Anadolu Hayat

Perşembe, Ağustos 04, 2005

Parti Değiştiren Meclis Üyelerine Bamid üyeleri dava açtı

İzmir'de 3 Kasım 2002 seçimlerinde , 10'u AKP den ANAP'a geçen milletvekili Serpil Yıldız ile CHP'den SHP'ye transfer olan Hakkı Akalın aleyhine ,İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde, 20'şer bin YTL (20 milyar lira) manevi tazminat davası açıldı.
Tümü Balçova Arsa Mağdurları Derneği üyesi olan davacıların avukatı Mustafa Kemal Turan, seçim öncesi, imardan kaynaklanan sorunları, tüm milletvekili adaylarına anlattıklarını,çözüm için kendilerine yardımcı olacakları yönünde görüş beyan etmeleri üzerine,bu adayların partilerine oy verdiklerini söyledi.Davacı seçmenlerin görüştükleri adaylarla bir toplumsal sözleşme yaptıklarını dile getiren avukat Turan,"Millet oy isterken ve parti değiştirdikten sonra söyledikleri tezat teşkil ediyor.Bu tezat da seçmenle yaptıkları toplumsal sözleşmeyi bozduklarının kanıtıdır" dedi.AKP'den ayrılan Yıldız mahkemeye herhangi bir yanıt göndermedi.Eski CHP li Akalın ise dilekçesinde "Davacıların husumet tevcih etmesi gereken merci veya şahıslar CHP Genel Başkanlığı'dır.Bu nedenle davanın usul yönünden reddi gerekir" dedi.

Haber Kaynağı: Utku Bolulu(DHA)
27.06.2005-Hürriyet

Salı, Temmuz 26, 2005

Tatil izlenimleri - V


Altınyaka’dan Olympos’a doğru yolu bulduktan sonra uzun süre tırmandık. Gezimizin genel yükseklik aralığını söylemek gerekirse 0 ile 1200 metre arasında inip çıktık. Maalesef ki Olympos levhası görebilmek için Olimposa 11 km kadar yaklaşabilmeyi başarmış olmak gerekiyor.Son tırmanış bittikten sonra ağaçların arasında hafif virajlı bir yoldan iniş başlıyor.Olympos’un bulunduğu mevkinin yükseklerinde küçük bir dağ köyü var fakat yorgunluktan hedefe ulaşana kadar durmayıp devam ediyoruz.
Virajlar bittikten sonra ağaç evlerden yapılmış kamplar sıralanmaya başlıyor. Bu kampların bazılarında havuz bile var. Buradaki ağaç ev uygulamasını ilk başlatanlardan birisi olan Kadir’in Evleri hepsinden meşhur ama bana sorarsanız evleri en bakımsız durumda olan da Kadir’in Evleri. Biz denize en yakın olanlardan Türkmen Pansiyona yerleştik. Yerden üç metre kadar yüksekteki ağaç evimize eşyaları bırakıp çevreyi keşfe çıktık.
Denize yakın olan kampların hiç birinde havuz mevcut değil. Denize en yakın kamp 500 metre mesafede. Bizim kaldığımız Türkmen pansiyon yaklaşık olarak denize 600 metre uzaklıkta. Kamplar kayalıklı iki dağın arasına kurulmuş. Yol kenarında bir de nehir var ama kurumuş.Sanırım sadece kışın akıyor.
Pansiyon alanında bol miktarda sedir var. Kitap okuyan ve uyuyanları buralarda bulmak mümkün. Çeşit çeşit ülkelerden gelen farklı bir turist yapısı var buranın. Yaş ortalamasının 25’i geçtiğini sanmıyorum. Kampın içinde horoz ve tavuklar serbest dolaşıyor.
Teknolojiden ve şehirden uzak kafa dinlemek için çok ideal bir ortam ama aşırı hijyen düşkünleri için uygun olacağını düşünmüyorum. Ne de olsa ormandasınız ve kalacak yerler sadece ağaçlardan oluşuyor. Teknolojiden uzak dedim ama bizim pansiyonun internet kafesi bile vardı. Burası için pahalı da olsa güzel bir hizmet. Bu hizmet sayesinde siz de özel birilerine elektronik posta filan atmak ya da okumak isterseniz şehir tarifesinin üç katı para ödeyeceksiniz.
Aslında teknoloji o kadar çevreledi ki bizi kampın kapısında otobüs ile yapılmış bankamatiği bulunan seyyar bankaya bile şaşırmayacaksınız.
Kamptan denize giden yolda dere üzerinden sekerek ilerledik ve İsa’dan önceden kalma lahitleri ve üzerlerindeki yazıları okuduk. Sıcakta yürünen altı yüz metre buranın sıradan bir yol olmaması sebebiyle insana eziyet vermiyor. Yolun sonunda deniz görünüyor ve denizdeki demir atmış onlarca tur tekneleri uzun sahil şeridine hareket katıyor. Mavi bayraklı olmamasına rağmen deniz çok temiz. Geceleri gitarı kapan bu sahile geliyor ateşler yakılıp şarkılar söyleniyor.
Yemekler selfservis olup açık büfe değil ama yeterli miktarda. Lezzet olarak soracak olursanız, doğrusu biraz vasat. Akşamları bütün pansiyonların barından benzer müzikler geliyor. Hava karardığında iki dağın ayla aydınlandığı kısımlar hem hoş hem de ürkütücü görünüyor…
Gece uykum kaçıp dışarı çıktığımda duyduğum müziği takip ettim. Gölge Bar isimli bir bardan gelen müziğin iyi yapıldığı belliydi. Kapıyı açtığımda bütün geçlerin ağaçtan yapılmış geniş disko barda eğlendiğini gördüm ve ben de orada yerimi aldım.Saat bir buçuktan dörde kadar arkadaşım Serhat’ı kilitleyip dışarı çıktığım aklıma gelmedi.:)Tatil boyunca en iyi rock müzik yapan grup buradaydı. Grubun adını unutmayacağım diyordum ama maalesef unuttum.
Sabahları horoz sesiyle uyanıp geceleri cırcır böceklerinin sesinden bile zevk alabileceğinizi düşünüyorsanız Olympos değişik ve keyifli bir tatil mekanı.

Pazar, Temmuz 17, 2005

Tatil izlenimleri - IV


Daha önce de belirtmiştim Marmaris konusunda objektif olmayabilirim diye…İçmeler her yeri turistik tesisle dolu olmasına rağmen ruhunu yitirmemiş mekanlar arasında benim için.Belki de bu yüzden yolum bu taraflara düştüğünde uğramadan yapamıyorum.
Gündüz eşsiz manzaralı hareketli plajının keyfini çıkardığımız içmeler akşamları da bir başka güzel. Hele hava açık ve dolunay varsa mutlaka Laguna Otelin önünde sahile oturup manzaranın tadını çıkarın.
İçmelerde çok sayıda Apart otel ve küçük otel var. Genelde bunlar sahilden ikiyüz metre içeride başlıyor. Her birinin altında restoran barı var. Restoran barlar gündüzleri restoran ağırlıklıyken geceleri eğlence amaçlı bir havaya bürünür. Hepsinden ayrı ayrı müzikler gelir. Turistler için animatörler tarafından gösteriler düzenlenir. Mesela biz oradayken bu barlardan birinde Yıldız Savaşları kostümleriyle dans eden bir ekip vardı, herkesin çok ilgisini çekti. Bir diğer yerde Michael Jackson taklidi yapan biri vardı ve gerçekten çok başarılıydı. Ama hepsinden daha ilginç olan bu otel restoranlarının garsonları daimi animatörler. Asıl hareketliliği onlar sağlıyor. Hem garsonluk hem barmenlik hem şovmenlik yapabiliyorlar, hepsi güzel dans ediyor ve ettiriyorJ
İçmelerin gece hayatında görülecekleri tamamladıktan sonra Marmaris’e geçtik. Marmaris’in barlar sokağı çok kalabalık biz oyalanmadan Areena Diskoya girdik. Areena buranın en büyük diskolarından birisi. İçmelerde tanıştığımız Salih isimli bir tur operatörünün sayesinde ücretsiz girdiğimiz diskoda çok güzel saatler geçirdik. Eğlenceliydi fakat şunu belirtmeden yapamayacağım gece onikiden sabah dörde kadar çok fazla tekrar müzik çaldılar.DJ’ lerin repartuvarları biraz zayıftı sanırım. Örneğin Don Dale’yi beş mi yoksa 6 kez mi çaldılar bilemeyeceğim.
Sabah dörtte hem diskodan hem Marmaris’ten ayrıldık. Köyceğiz’de uykusuzluktan dolayı üç dört saatlik bir mola verdik. Serhat benden önce uyanmış ve sabahın henüz yakmayan güneşinde Köyceğiz gölünde sabah yürüyüşü yapmış. Köyceğizde Göl kenarında bir otel var konaklama için burayı tavsiye ederim. Sonra ben de uyandıktan sonra Fethiye-Kaş istikametinde yola devam ettik. Yolumuz uzun olduğundan kahvaltıyı seyir halinde yaptık.
Ortaca, Dalaman ve Fethiye’de vakit geçirmeden Kalkan’a vardık. Kalkan küçük, güzel manzaralı dinlencelik bir yer. Geçen seneki deneyimimden biliyorum bir geceden fazlası sıkıcı olabilir. Kalkan’dan Kaş yaklaşık 27 km. Kaş’ta dinlenmek için mola veriyoruz. Kaş limanında biraz gezip tekne turlarını sorduk 35ytl’ye Kekova Adasına kadar yemekli turlar var. Kaş’ın karşısında Yunanistan’ın Meis adası yabancı olamayacak kadar yakın görünüyor. Öğrendiğimize göre Meis adası göze benzediği için buranın adı Kaş olmuş.
Tatil süresinin bu kadar çok yer için kısıtlı olduğunu yorgunluğumdan hissediyorum artık ama yine de şikâyetçi değilim ve yola devam ediyoruz. İstikametimiz Kale, Finike, Kumluca…
Aklıma gelmişken Coğrafya öğretmenlerime buradan sitemlerimi iletmek isterim. Yıllarca beynimize işledikleri “Ege’de dağlar denize dik, Akdeniz’de paraleldir. Bu yüzden Ege çok girintilidir.” Bilgisi tam doğru değil. Akdeniz’ de de bazı dağlar dik. Ya da yeterince paralel değil haberiniz olsunJ. Deniz kıyısında kaç viraj var sayamadık…
Kumluca Altınyaka’da öğle yemeği yedik. Özel bir yemek bulamadık o yüzden detay vermeyeceğim. Amacımız Olympos’a ulaşmak. Elimizdeki haritalara göre stabilize 10 km’lik bir yola girdik. Ben bu levhayı görünce az kaldı vazgeçecektim. Sonra bir nevi Camel Tropi deyip avuttuk kendimizi ama altımızdakinin jip olmadığı belli oluyordu.1 km ilerledikten sonra önümüzdeki motosikletin yolda kaldığını gördük. İki kişi çaresiz görünüyordu. Durduk ve sorduk yardıma ihtiyaçları var mı diye. Yapılabilecek bir şey olmadığını söylediler ve teşekkür ettiler. Olympos’a gidiyoruz doğru yolda mıyız diye onlara danıştık. Bu eski yol, siz çok yanlış gelmişiniz dediler. Böylece haritan olsa bile insan ilişkileriyle yönümüzü arada kontrol etmemiz gerektiğini anlamış olduk. (Özellikle de Serhat.)