Cumartesi, Ekim 29, 2005

29 Ekim - Bağımsızlık

Bugün alışveriş maksatlı Konak’tan geçiyordum. Konak’ta tarihi Hükümet Konağı (Valilik binası) ‘nın önünde bir kalabalık gördüm.Valiliğin merdivenlerine sıralanmış siyah beyaz üniformalarıyla Deniz Kuvvetleri Bandosu vardı. Bir sürü nefesli çalgı ile marşlar çalmaya başladılar. Kulağa çok hoş geliyordu. Bende diğer insanlar gibi durdum onları dinledim.29 Ekim kutlamaları çerçevesinde yapılan bu eylem doğaçlama gibi görünüyordu. Hem hüzünlü hem coşkulu marşları dinlerken başımı yukarı doğru kaldırdım. Valiliğin balkonunda Türk bayrağı dalgalanıyordu. Aklıma tarih kitaplarından hatırladığım balkona Yunan bayrağı çekilmiş hali geldi binanın.
O zamanki İzmirlilerin duygu ve düşüncelerini tahmin etmeye çalıştım. Gerçekten tüylerim diken diken oldu. Bir kez daha Mustafa Kemal Atatürk ‘e teşekkürler. Teşekkürler ki bu balkonda düşman bayrağının dalgalanması uzun sürmedi.
Atatürk muhalifleri biraz akıllı ve vicdanlı insanlar olsalar da düşünseler, bu şehirde bu vatanda başkalarının bayrağı altında zorla marşlar dinlemek de vardı. Oysa şimdi canı gönülden dinliyoruz…


Perşembe, Ekim 27, 2005

Ağlamak istiyorum

yeni tepkilerim oluyor...

Siz siz olun uzun bir yazı yazarken mutlaka yazdığınız şeyi yedek alın yoksa benim gibi koca bir yazıdan sadece yukarıdaki üç kelimeye kalırsınız:(((

Çarşamba, Eylül 28, 2005

Rock'n Live Weekends Summer

1-2 Ekim 2005 tarihlerinde İzmir Özdere Mavigün da Rock festivali yapılacak.İlgilenen arkadaşlara kaçırmasın.Kimler mi var!
1. Gün:
Karargah , Redd , Gripin , Manga , The Love Gods , Özlem Tekin

2.Gün:
Ege Çubukçu , Sarp , Pamela , Kargo , Duman

Bilet fiyatları 30YTL-45YTL arasında değişiyor.
Benden size öneri, festivalin mevkisi gereği üzerinize sıcak tutacak birşeyler alsanız iyi edersiniz.
Daha ayrıntılı bilgi için http://www.rocknliveweekends.com/ adresini inceleyebilirsiniz.

Cumartesi, Eylül 24, 2005

Bir Kuzen Başarısı


Blogumu okuyanlar bilir.Yazılarıma katkıda bulunup zaman zaman eleştiren bir kuzenim var.
Kuzen Alpay ailemizin gazetecisi. Ben gazeteci olacağım dediğinde ailemizin bazı büyükleri bu isteği tuhaf karşılamışlardı.Onlara göre gazetecilik gazete bayisi olmaktı…Gazete bayiliği kazançlı bir iş ama bir sürü angaryası var. Hele o dönemlerde gazetelerin promosyon olarak kuponla vermedikleri yoktu.Okuyup adam olmasını bekledikleri bir aile ferdinin kupon karşılığı ütü,su ısıtıcısı,masaj aleti gibi şeyler dağıtmak gibi bir ideali olması rahatsızlık vermişti.
Neyse bir süre sonra bu gazeteciliğin gazete bayiliği olmadığını kısa bir süre içerisinde anlatabildi bizim kuzen.
Ve istediği gibi okudu gazeteci oldu ve kupon karşılığı hiç alışveriş yapmadı.
Bugün bir dergide foto muhabirliği yapıyor. Bu hafta onun müjdeli bir haberi ile gururlandım. Hemen hemen her sene bir fotoğraf yarışmasına katılır ve ödül alırdı. Fakat bu sene aldığı ödül birincilik olunca daha bir sevindirici oldu.
Alpay ‘ın Universiade 2005 İzmir spor müsabakalarında çektiği üç fotoğraf İpragazın sponsorluğunda TSYD İzmir şubesi tarafından birincilik ödülüne layık görüldü.Fotoğrafları düşük çözünürlükte ve küçük olarak yayınladığım için kusuruma bakmayın. Kuzen başarılarının devamını bekliyorum.

Cumartesi, Ağustos 27, 2005

MADDİ İMKANLAR VERİMİ ARTIRMADA YETERSİZ KALIYOR

Çalışanlarınıza paradan fazlasını verin!

Gallup'un araştırmasına göre çalışanların iş tatmininin yüksek olduğu şirketlerde %38 daha yüksek müşteri memnuniyeti ve %27 daha yüksek kar elde ediliyor

Tüm dünyada tehlikeli bir kriz ortamı mevcut. Ancak bu kriz ne Afganistan'daki savaşla ilgili ne de küresel ısınmayla. Bu kriz iş dünyasında, şirketlerin ayakta kalabilme şanslarının azalmasıyla ilgili. Her sektörde şu ya da bu şekilde baş gösteren kriz Türkiye'de de mevcut, Amerika'da da, Avrupa'da da.
Günümüzün zorlu küresel rekabet ortamında birçok şirket ile hükümet ve üçüncü sektör kuruluşları, küçülme ve yeniden yapılanma süreçlerinden elde edilebilecek verimlilik ve tasarruf önlemlerinin faydalarını tükettiler, bu süreçlerin sonunda elde ettikleri, faydaların ötesine geçmeye başladılar. Durumu daha iyi anlamak için bir örnek vermek gerekirse; küçülme / yeniden yapılanma süreçlerini kilolu birinin kilolarından kurtulması olarak düşünelim. Ancak bu süreçler uzayınca veya gerektiği gibi kullanılmadığında kaybedilen yağlar değil kaslar ve hatta o kişinin sağlığı olacaktır. Bu örnekteki "kaslar / sağlık" şirketin en iyi çalışanları olarak da düşünülebilir.

Sadakat azaldı
Bununla birlikte, şimdilerde bu "kasları" yenilemek, korumak ve beslemek için çaba sarf eden bu kuruluşlar, karşılarında büyük zorluklar bulmaktadır. Günümüzde, bu rekabet ortamında, iyi bir çalışanı bulmak ve elde tutmak oldukça zorlaştı. Ayrıca çalışanların şirketlerine olan sadakati de eskiye oranla oldukça azalmış durumda. 1998 yılında Sibson & Company şirketinin yaptığı bir araştırmada, çalışanların %55'inin işlerinden ayrılmayı planladıkları veya düşündükleri saptanmıştır. Br başka kaynağa göre İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği'ne (Society of Human Resources Management) en sık sorulan soru da "En iyi çalışanlarımızın rakiplerimize gitmesini nasıl önleyebiliriz?" olmuştur.
Her krizin içinde tehlike olduğu kadar fırsatlar da vardır. Dikkatli davranan ve fırsatları değerlendiren bir şirket kriz zamanında da kazanabilir. Yapılan araştırmalar ve çalışmalar sonucunda, başarılı çalışanları çekmek, tutmak ve motive etmekte başarılı olan şirketlerin en önemli iki özelliği şöyle bulgulanmıştır:
1. Adil ücretlendirme olanakları sunmak
2. Çalışanlara iyi davranmak
Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Aile ve İş Enstitüsü'nün (Families and Work Institute) yaptığı bir araştırmada elde edilen sonuçlara göre ücret ve ek yararların çalışanın iş tatminine olan etkisi sadece %2 iken iş kalitesi ve işyeri desteğinin %70'lik bir etkisi olduğu görülmüştür.

Çalışan tatminini
Aynı araştırmada, çalışan sadakati, işte kalma ve performans gibi kavramları etkileyen faktörler için de benzer bulgular elde edilmiştir. Performans için; iş talepleri (fazla mesai ve projelerin son teslim tarihi gibi) olumsuz bir etki yaratırken iş kalitesi ve işyeri desteği olumlu etki yaratmaktadır.
Çalışanlara yaptıkları işin manalı olduğunu hissettirerek ve onlara iyi davranarak çalışan tatminini sağlamak faydalı bir şey olmasının yanı sıra güzel bir iş düşüncesidir.

Gurular haklı çıktı
Son yıllarda yapılan çalışmalar, Abraham Maslow, Frederick Hertzberg ve Peter Drucker gibi teorisyen ve yönetim "guru"larının yıllardır savunduklarını doğruladı:
Para gereklidir ancak başarılı çalışanları çekmek, tutmak ve motive etmek için tek başına yeterli değildir. Tabii ki hepimiz işe belli bir maaş için gidiyoruz ancak eğer paradan başka aldığımız bir şeyler yoksa iş bizim için anlamını büyük ölçüde yitirir. Bizi belli bir işte tutan ve verimliliğimizi doruğa taşıyan asıl şey yaptığımız işin içeriği ve işteki diğer çalışanlarla olan ilişkilerimizin kalitesidir.
Kaynak:Yeni Asır