Salı, Kasım 22, 2005

Alice Harikalar Diyarında 'dan bir bölüm


"Bana hangi yoldan gitmem gerektiğini söylermisin?" dedi Alice,
"Bu neyi istediğine ve neye ulaşmaya çalıştığına bağlı" dedi kedi.
"Şey bilmem ki..." dedi Alice,
bunun üzerine kedi de:
"O zaman hangi yoldan gittiğin farketmez" dedi.

Pazar, Kasım 20, 2005

Uçan araba hayali


Birçoğumuzun bildiği bir çizgi filmdir Jetgiller.Akıllı robotlar, görüntülü telefonlar, kule şeklinde evler ve uçan arabalar...Bunların hepsi bugün gerçek oldu.Evet , uçan araba da gerçek! 1960'larda Dr Moller tarafından başlatılan çalışmalar sonucu Skycar adında M400 modeli üretildi.Önümüzdeki yıllarda M600 üretilecek.Saatte 360mil/saat hız yapabilen bu arabaya 1 milyon dolara sahip olabilirsiniz.Daha detaylı bilgi için www.moller.com adresine bakabilirsiniz.

Çarşamba, Kasım 02, 2005

İnternet Daha Ucuzlamalı

Telekom 1 kasım itibariyle ADSL tarifelerinde indirim ve değişikliğe gitti. Fakat bu tarifler hala yetersiz. Avrupa da bir çok ülke çok daha ucuza çok daha hızlı internet hizmeti sunuyor.Örneğin Almanya'da 1024k bağlantı için aylık ücret yaklaşık 20ytl iken Türkiye'de 512k(sınırlı) internet bağlantı hizmeti 30ytl 'ye satılıyor.
Devir bilgi ve teknoloji devri olduğuna göre dünyanın bilgisi de internette olduğuna göre, hiç zaman kaybetmeden ülkemizde internetin bütün ülkelerden daha kolay daha kaliteli ve ucuz olması gerekiyor.
Aksi halde hızla değişen ve gelişen dünyada geri kalmaktan kurtulamayacağız.Birçok kişi internetin önemini henüz kavrayamamış olabilir fakat gerçekten her geçen gün göreceğiz ki internet artık bir yaşam biçimi olacak.
İnternet teknolojiyi,ekonomiyi hatta politikayı ciddi anlamda etkileyecek bir unsur olarak çıkacak karşımıza.Buna hazır olmak internetin çok yaygın ve hızlı olmasından geçecek.
İnterneti kullanan kişi ve kurumlar zaman içerisinde bu teknolojiyi kullanarak neler yapabileceklerini tespit edecekler.
İnternete yabancı bir toplum olarak kalırsak daha önceki kaçırdığımız (Sanayi Devrimi) gelişmeler gibi bunu da kaçırabiliriz.
İnternet kullanımı artmalı bunun için de çok daha ucuz olmalıdır...

Salı, Kasım 01, 2005

Kör kuyulara atsalar da!


Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği,kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın.Eşek bu. Düşmüş işte.Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprakdökülmüştü.Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyeneşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor.Üstelik yaralanmış.Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağızköylüleri yardıma çağırdı.Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibedöktü.Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi vesonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.Köylüler ağzı açık bakakaldı.
* * *Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.(Ne bazeni, çoğu zaman.)Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüpsilkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.Kör kuyuda olsak bile!
(Anonim)

Cumartesi, Ekim 29, 2005

29 Ekim - Bağımsızlık

Bugün alışveriş maksatlı Konak’tan geçiyordum. Konak’ta tarihi Hükümet Konağı (Valilik binası) ‘nın önünde bir kalabalık gördüm.Valiliğin merdivenlerine sıralanmış siyah beyaz üniformalarıyla Deniz Kuvvetleri Bandosu vardı. Bir sürü nefesli çalgı ile marşlar çalmaya başladılar. Kulağa çok hoş geliyordu. Bende diğer insanlar gibi durdum onları dinledim.29 Ekim kutlamaları çerçevesinde yapılan bu eylem doğaçlama gibi görünüyordu. Hem hüzünlü hem coşkulu marşları dinlerken başımı yukarı doğru kaldırdım. Valiliğin balkonunda Türk bayrağı dalgalanıyordu. Aklıma tarih kitaplarından hatırladığım balkona Yunan bayrağı çekilmiş hali geldi binanın.
O zamanki İzmirlilerin duygu ve düşüncelerini tahmin etmeye çalıştım. Gerçekten tüylerim diken diken oldu. Bir kez daha Mustafa Kemal Atatürk ‘e teşekkürler. Teşekkürler ki bu balkonda düşman bayrağının dalgalanması uzun sürmedi.
Atatürk muhalifleri biraz akıllı ve vicdanlı insanlar olsalar da düşünseler, bu şehirde bu vatanda başkalarının bayrağı altında zorla marşlar dinlemek de vardı. Oysa şimdi canı gönülden dinliyoruz…