Pazartesi, Aralık 14, 2009

Kablo TV Kanalları

Baktım ki Kablo TV nin kanal listesini bulmak çok zor bari ben yayınlayım listeyi de sevaba gireyim dedim.Yılda bir iki kez kanalların yeri değişebiliyor ama son durum aşağıdaki gibi.
Sanıyorum şehirden şehire kablo tv kanalları değişiyor ama genlinde büyük bir değişiklik yoktur.Ben listeyi İzmir için hazırladım.

Kanal Adı

Bant NO

Yayın Tipi

atv

S7

Genel

AzTv

C45

Genel

BBC Entertainment

C9

Genel

BBC World

C8

Haber

Cine 5

C35

Genel

CNBC-E

S23

Genel

CNN World

C7

Haber

CNNTÜRK

S22

Haber

Discovery Channel

C11

Belgesel

Dream TV

C40

Müzik

EGE TV

C37

(Yerel) Genel

Eurosport

C6

Spor

FB TV

S32

Spor

Flash

S15

Genel

FOX

S11

Genel

HABER TÜRK

S24

Haber

info

S35

Tanıtım

Kanal 1

S14

Genel

Kanal 24

S19

Haber

Kanal 7

S13

Genel

Kanal a

S25

Genel

Kanal B

C41

Genel

Kanal D

S9

Genel

Kanaltürk

S21

Genel

Kral TV

S30

Müzik

Mehtap

S16

Genel

MTV

C42

Müzik

National Geographic

C12

Belgesel

NBA

C5

Spor

NTV

S17

Haber

NTV Spor

S29

Spor

Number One

C43

Müzik

Olay TV

C44

Genel

RTL

C10

Genel

Shopping TV

C39

Alışveriş

SHOW

S8

Genel

SKY TÜRK

S26

Haber

SKY TV

C36

(Yerel) Genel

Star

S10

Genel

STV

S12

Genel

TGRT Haber

S20

Haber

TNT/Nickledeon

S31

Film

TRT 1

S4

Genel

TRT 2

S5

Genel

TRT 3

S6

Genel

TRT Çocuk

S33

Çocuk

TRT TÜRK

S34

Genel

TV8

S18

Genel

Ülke TV

S28

Genel

Yeni Asır TV

C38

(Yerel) Genel

Cuma, Kasım 13, 2009

Genetiği değiştirilmiş gıda tüketmek istemisiniz?


Dünya çapında faaliyet gösteren gönüllülük prensibi ile teşkilatlanmış Yeşil Barış (GreenPeace) de genetiği değiştirilmiş organizmalara karşı bakın hangi sebeplerle:

GDO'ya NEDEN KARŞI ÇIKIYORUZ?(2)

1) Yaşam patentlenemez:
İnsanlık tarihinde ilk kez canlılar üzerinde mülkiyet hakkı elde edilmektedir. Bir biyoteknoloji şirketi herhangi bir canlıya ait bir genin işlevini açığa çıkardığı zaman o gen üzerinde mülkiyet elde etmektedir. Oysa patent hakkı, yenilik getiren sınai buluşlara verilmektedir. Biz diyoruz ki, patent sadece o genin fonksiyonunu açığa çıkarmakta kullanılan tekniğe verilebilir. Hiçbir kişi ya da kuruluş kendini yeniden üretebilen ve milyarlarca yıl yaşayabilen bir canlı organizma üzerinde mülkiyet sahibi olamaz. Bunun adı biyolojik korsanlıktır.
Sözünü ettiğimiz biyolojik korsanlığın amacı; çok uluslu şirketlerin yüzyılımızın yeşil altını olarak gördükleri gen kaynaklarını sömürmesi, üçüncü dünya ülkelerinin biyolojik zenginliğinin gelişmiş ülkelere transfer edilmesidir.

2) Sağlık riskleri:
GDO'lu üretim insan sağlığı için ciddi riskler taşımaktadır. Kolera bakterisi taşıyan yonca, akrep geni taşıyan pamuk, tavuk geni taşıyan patates, balık geni domates gibi frankeştaynlar gıda olarak soframıza getirilmeye çalışılıyor. Uzmanlar, hastalıklar ve böceklere direnç gösteren transgenik bitkilerin diğer bitkilerden daha yüksek bir alerjik potansiyele sahip olduğunu söylüyorlar. Yapılan deneyler, genetik yapısı değiştirilen patateslerin fareler için toksik olduğunu, bağışıklık sisteminde bozukluklar ve viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır.

3) Biyoçeşitliliğe tehdit:
GDO'lu tarım, kendi dışındaki tarım şekillerini, özellikle ekolojik tarımı ve son tahlilde de biyoçeşitliliği tehdit eden totaliter bir tekniktir. GDO'lar 5-10 km'lik bir alana yayılmakta, komşu tarla ya da köylerdeki geleneksel ekinin ya da orman bitkileri gibi yabani türlerin genetiğini değiştirme tehlikesi doğurmaktadır.
Milyonlarca yılda oluşan türler 5-10 yıllık bir sürede yokolmakta ve yeni oluşan deli bitki türleri ortaya çıkabilmektedir. Sonuç olarak GDO, yeryüzündeki milyonlarca canlı türün varlığını tehdit etmekte, ekosistemi tahrip etmektedir.

4) Tarımda bağımlılık:
İnsanlık tarihinde, tarım toplumlarının varoluşundan bu yana, üretim yapan çiftçi ektiği üründen bir sonraki ekimde kullanmak üzere tohumluk ayırır. Böylece kuşaktan kuşağa geçen bu sağlıklı tohumlar binlerce yıllık genetik yapıyı korur, geliştirir. GDO'lu tohum ise çiftçiyi her ekimde yeniden tohum satın almak zorunda bırakmaktadır. Temel girdileri, enerji, gübre, ilaç ve tohum olan ülkemiz çiftçisi sürekli tohum satın almak zorunda bırakılarak çok uluslu tohum şirketlerine bağımlı hale getirilmek istenmektedir.
Ayrıca belli bir zararlıya karşı genleriyle oynanmış tohum, potansiyel başka bir zararlıyı önleyemez. İddia edilenin aksine GDO'lu tohum kullanan çiftçi daha fazla tarım ilacı kullanmak zorunda kalmaktadır. ABD'li köylüler bugün düşük verim nedeniyle GDO tüccarlarına davalar açmaktadır.

Çarşamba, Ekim 21, 2009

GENÇLİĞE HİTABE



Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

Pazartesi, Ağustos 17, 2009

Avrupalıların atası İzmirliler olabilir


İzmir'in bilinen 5 bin yıllık tarihini 8 bin 500 yıla çıkaran Yeşilova'daki kazıların bu yılki bölümü başladı. Kazıların sadece ilk 20 gününde müzede sergilenebilecek kalitede 10'a yakın eser çıkarıldı.

Kazı başkanı Yrd. Doç. Dr. Zafer Derin ‘ilk İzmirlilerin’ günlük yaşamını keşfettiklerini söyledi: “Kazılarla İzmir’e ilk yerleşen topluluğun nasıl yaşadığını, hangi ırka sahip olduğunu anlamaya çalışıyoruz. 8 bin 500 yıl önce ilk yerleşimin başladığını, insanların sazdan, otlardan evler yaparak hayvancılık, avcılık yaptığını görüyoruz. Burada yaşayan ilk insanların kültürlerinin ilerlemiş olduğunu ve kendi mühürleri bulunduğunu, yönetim tarzları olduğunu anlıyoruz. 300 metre çapında bir alanda yerleşmişler, dağınık yerleşim var. Kullandıkları taş aletleri, çanak çömleği, birçok şeyi açığa çıkarmış durumdayız. İzmir’in en eski geçmişini öğreneceğiz. Güneydoğu Avrupa’nın, Yunanlıların da büyük oranda köklerinin yattığı yerlerin bu bölgeler olduğunu tahmin ediyoruz. Bornova Ovası’nda, 300 metre çapında, benzer yerleşimlerin yapıldığı üç alan var. Bu alanlar tarih öncesi dönemin yerleşim yerleri.”
Yabancı bilim adamlarının ilgiyle izlediği kazılara Bornova Belediyesi de destek veriyor. İzmir’in en eski yerleşim alanının Bornova olduğunun ortaya çıktığını belirten Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır heyecanlı:
“Kazı alanının yakınlarına küçük bir müze yapmak istiyoruz. Ayrıca o yıllarda insanların yaşadığı sazdan ottan evlerin benzerleri yapılacak. Yakınlarına ilkel fırınlar inşa edilecek. Neolitik devir öncesi ve sonrası çocuklara, gençlere, bizlere gösterilecek. ‘Kendin yap, kendin öğren’ tarzında o devirleri yaşatan bir mekân oluşturulacak. Bornova’ya gelen yerli veya yabancılar mutlaka görmek isteyecek.”